davul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
davul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2011

Çeşitli duyurular...

Öncelikle burası bir duyuru panosu değil, farkındayım. Diğer yandan tüm internetin bir duyuru panosu olduğu varsayımından yola çıkarak, internet okurları da bu tip durumları yadırgamıyor sanırım.

Önümüzdeki haftalarda bir kaç etkinlik var, paylaşmak istedim:
- Kukla Festivali şehrimizde, detaylar burada. Bu etkinlikle hiçbir ilgim yoktur, şiddetle tavsiye etmek dışında.
- Benim de "müzikçi" kadrosunda görev aldığım "Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi" 7 Mayıs'ta Kumbaracı50'de. Kumbaracı50 burada. Oyun Cumartesi 20:30'da.
- Benim de davulcu kadrosunda görev aldığım 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses Konseri 13 Mayıs gecesi Hayal Bistro'da. Konsere gelenler genelde davulcuyu göremezler, hatta bir arkadaşım bizim konserimizin arasında "grup iyi çalıyor değil mi?" diye bana sormuştu. "Davulda ben varım, bu grup bizim grup" dediğimde suratıma garip garip bakmıştı. Evet arkadaşım, bu da ispatı işte, ender bulunabilen davul-başı fotoğraflarından biri, internet deryasında kaydı bulunsun. (foto için Cihat'a teşekkürler)
1 Nisan 2011 Babylon, İstanbul

27 Nisan 2009

Çeşitli haller: Sahne halleri

Sahnede olmak, sahnenin en arkasında olmak, sahnenin en arkasında olup belki de en geniş görüş açısına sahip olmak (ya da öyle olduğunu düşünmek) çok rahatlatıcı bir düşünce değil. Burada sahnedeki sanatçının yalnızlığı gibi fikirlerden bahsetmeyeceğim. Sahneye çıkan herkesin (ve sahneye çıkan kişiye bakan herkesin) farklı bir tecrübesi, düşüncesi vardır bu konuda elbette.

Öyle acayip sayıda olmasa da yirmi beş yıl içinde her yıl için en az bir konserde sahnede bulunmuşumdur. Onca yıl her konserde, ne kadar rahat olduğumu düşünsem de, zaman zaman (itiraf etmeli ki çoğunlukla), kendimle ve sonrasında çevremle ilgili türlü türlü düşüncelerin istilasına uğruyor zihnim.

Bir yandan çalmakta olduğumuz şarkını ritmini belirli sınırlar içinde tutmak, bir yandan ellerimi kontrol etmek (acaba doğru bir pozisyonda mı bagetler, az sonra gelecek olan bölümde her zamanki hareketlerimi mi yapsam -alışıldık, ezberlenmiş- yoksa daha yeni bir şeyler mi yapmalı) bir yandan seyirciyle (ki aslında varlığımdan pek de haberdar olmadığını düşündüğüm seyirciyle, çünkü işlev itibariyle alt yapıdır davul, temeldir ama alttadır, bunu sahne düzlemine taşırsak arkadadır, gözden ırak olan...) iletişim kurmaya çalışmak (en azından tek yönlü) ve daha bir sürü iş. Tüm bunları yaparken de içinde bulunduğun durumdan (müzik yapmak, sevdiğin türde müzik yapmak, her türlü mecburiyetten sıyrılmış olmak, sahnede özgür olmak) keyif almak... Hepsi bir arada, alt alta ya da yan yana sıralanınca pek zor işlermiş gibi görünseler de aynı ana sığabiliyorlar.

Beni şaşırtan da tüm bunların farkında olduğunu düşündüğüm zihin hallerim. (Şimdi ritm biraz kaçtı, vokaller biraz ton dışında, simdi sol taraftaki seyircilerin ilgisini bu şarkıda tutamadık, kendi aralarında konuşuyorlar, şu anda gitarın tonu sanki biraz fazla sert bu şarkı için... ve "ama tüm bunlar da çok keyifli" değil mi, "otuz altı yaşındasın ve kendi isteğinle, kendi keyfin için yapabildiğin bir meşgalen var ve bak herkes gülümsüyor", galiba iyi bir şeyler yapıyorsunuz.)

Konser halleri ve sahne halleri bunları düşündürüyor zaman zaman. Galiba, hayattaki varlığına inandığım genel muğlaklığın kapsamında konser halleri ayrı bir yere sahip. İnişler ve çıkışlar, zihnin farklı halleri, aynı ana sıkışan düşüncelerin aralarındaki mesafe...

Bu haller bir garip haller!