konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2011

Çeşitli duyurular...

Öncelikle burası bir duyuru panosu değil, farkındayım. Diğer yandan tüm internetin bir duyuru panosu olduğu varsayımından yola çıkarak, internet okurları da bu tip durumları yadırgamıyor sanırım.

Önümüzdeki haftalarda bir kaç etkinlik var, paylaşmak istedim:
- Kukla Festivali şehrimizde, detaylar burada. Bu etkinlikle hiçbir ilgim yoktur, şiddetle tavsiye etmek dışında.
- Benim de "müzikçi" kadrosunda görev aldığım "Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi" 7 Mayıs'ta Kumbaracı50'de. Kumbaracı50 burada. Oyun Cumartesi 20:30'da.
- Benim de davulcu kadrosunda görev aldığım 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses Konseri 13 Mayıs gecesi Hayal Bistro'da. Konsere gelenler genelde davulcuyu göremezler, hatta bir arkadaşım bizim konserimizin arasında "grup iyi çalıyor değil mi?" diye bana sormuştu. "Davulda ben varım, bu grup bizim grup" dediğimde suratıma garip garip bakmıştı. Evet arkadaşım, bu da ispatı işte, ender bulunabilen davul-başı fotoğraflarından biri, internet deryasında kaydı bulunsun. (foto için Cihat'a teşekkürler)
1 Nisan 2011 Babylon, İstanbul

5 Kasım 2010

... bu arada konser var!

Evet, harala gürele de konser haberini atladım. Bu akşam İstanbul'da, Hayal Kahvesi Bistro'da "7 Pink Floydlar ve 2 Prenses" konseri var. Sahne saati 22:00. Bizden sonra da "Meat the Beetles" çıkacak. Güzel bir gece olacağa benziyor.
Yeni mekân, yeni şans!
Gelenlerle görüşmek üzere.

26 Ekim 2010

sahne halleri -2

Galiba sahne halleri ikinci defa blogda yer alıyor.

Geçen çarşamba BronxPi Sahne'de 7pf2p konseri vardı. Blogu takip eden kalabalık kitlenin dikkatinden kaçmamıştır :) Gelemeyenler için kısaca bahsetmek gerekirse konser beklediğimden iyi geçti. Hafta ortası olmasına karşın enerjik ve kalabalık bir dinleyici vardı, eksik olmasınlar.

Mesele bu değil elbette. Bizim tarafta bazı endişeler vardı. 7 Pink Floydlar'ın genç üyesi Taha'yı (bak hâlâ gençsin Tahamastik) doktora için ABD'ye yolladıktan sonra 6pf2p olarak vereceğimiz ilk konserdi. Taha'nın gitarlarının önemli bir kısmını Tolga, kalanı Barış yüklenmişti. Vokal tarafında da özellikle Dark Side Of The Moon'da benim söylediğim şarkılar vardı. Nil İpek'in artık İzmir'de yaşıyor oluşu, konser günü doğrudan sound-check'e yetişmesi, beraber hiç prova yapma şansımızın olmayışı vs vs...

Tabii hepsi biraz bahane. "Sonuçta sahneye çıkıyorsun, bir şekilde çalıyorsun..." diyor insan kendi kendine, ama öyle de olmuyor. Bir yandan da oldukça yoğun geçen üç haftanın sonunda konseri nasıl tamamlayacağını da düşünüp duruyor. Çelişkili haller yani.

Neyse, bu da mesele değil. Esas mesele sahneye her zamanki gibi gruptan beş dakika kadar önce çıkıp yerimi aldığımda, her şeyin yine garip bir şekilde yok olup gitmesinde. Ne yorgunluk, ne iş yerinde ertesi sabah 8'de beni bekleyen sorunlar ne de yukarıda az önce bahsettiğim bahaneler. Sonrasında çalmaya başladığımızda (Shine On'la başladık bu konsere) bambaşka bir alem, bir öyküyü bitirme (ama gerçekten bitirme) anında kendimi içinde bulabileceği türden bir alem.

Gerçekten garip haller bu sahne halleri.

12 Ekim 2010

7pf2p 20 Ekim'de BronxPi Sahne'de


20 Ekim Çarşamba, BronxPi Sahne: 22:30
Uzun bir aradan sonra 7pf2p yeniden sahnede...

Taha'nın PhD için Nashville yollarını tutmasının ardından vereceğimiz ilk konserde yeni görev dağılımıyla sahnedeyiz.



Tüm Pink Floyd severleri bekleriz.

27 Nisan 2009

Çeşitli haller: Sahne halleri

Sahnede olmak, sahnenin en arkasında olmak, sahnenin en arkasında olup belki de en geniş görüş açısına sahip olmak (ya da öyle olduğunu düşünmek) çok rahatlatıcı bir düşünce değil. Burada sahnedeki sanatçının yalnızlığı gibi fikirlerden bahsetmeyeceğim. Sahneye çıkan herkesin (ve sahneye çıkan kişiye bakan herkesin) farklı bir tecrübesi, düşüncesi vardır bu konuda elbette.

Öyle acayip sayıda olmasa da yirmi beş yıl içinde her yıl için en az bir konserde sahnede bulunmuşumdur. Onca yıl her konserde, ne kadar rahat olduğumu düşünsem de, zaman zaman (itiraf etmeli ki çoğunlukla), kendimle ve sonrasında çevremle ilgili türlü türlü düşüncelerin istilasına uğruyor zihnim.

Bir yandan çalmakta olduğumuz şarkını ritmini belirli sınırlar içinde tutmak, bir yandan ellerimi kontrol etmek (acaba doğru bir pozisyonda mı bagetler, az sonra gelecek olan bölümde her zamanki hareketlerimi mi yapsam -alışıldık, ezberlenmiş- yoksa daha yeni bir şeyler mi yapmalı) bir yandan seyirciyle (ki aslında varlığımdan pek de haberdar olmadığını düşündüğüm seyirciyle, çünkü işlev itibariyle alt yapıdır davul, temeldir ama alttadır, bunu sahne düzlemine taşırsak arkadadır, gözden ırak olan...) iletişim kurmaya çalışmak (en azından tek yönlü) ve daha bir sürü iş. Tüm bunları yaparken de içinde bulunduğun durumdan (müzik yapmak, sevdiğin türde müzik yapmak, her türlü mecburiyetten sıyrılmış olmak, sahnede özgür olmak) keyif almak... Hepsi bir arada, alt alta ya da yan yana sıralanınca pek zor işlermiş gibi görünseler de aynı ana sığabiliyorlar.

Beni şaşırtan da tüm bunların farkında olduğunu düşündüğüm zihin hallerim. (Şimdi ritm biraz kaçtı, vokaller biraz ton dışında, simdi sol taraftaki seyircilerin ilgisini bu şarkıda tutamadık, kendi aralarında konuşuyorlar, şu anda gitarın tonu sanki biraz fazla sert bu şarkı için... ve "ama tüm bunlar da çok keyifli" değil mi, "otuz altı yaşındasın ve kendi isteğinle, kendi keyfin için yapabildiğin bir meşgalen var ve bak herkes gülümsüyor", galiba iyi bir şeyler yapıyorsunuz.)

Konser halleri ve sahne halleri bunları düşündürüyor zaman zaman. Galiba, hayattaki varlığına inandığım genel muğlaklığın kapsamında konser halleri ayrı bir yere sahip. İnişler ve çıkışlar, zihnin farklı halleri, aynı ana sıkışan düşüncelerin aralarındaki mesafe...

Bu haller bir garip haller!