kurmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kurmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2011

kurmaca

Hayatının kurgusunda, bir yerlerde, bir hata olmuştu ve bu noktada geriye dönebilmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu.
Artık varolmayan seçeneklerini kurmaca dünyada yaratmaya karar verdi. Yapabileceği çok şey vardı, biliyordu.


5 Mayıs 2011

nuri'yi öldürmek

Çok düşündüm.
Bir karara vardım: Nuri'yi öldüreceğim.
Sevenleri, takipçileri varsa herkesten özür diliyorum.
Bir süredir bu konuya kafa patlatıyordum (kafa patlatmak ne demekse, siz anladınız). Nuri'nin hayatta olmasının pek bir anlamı olmadığına karar verdim, kimsenin de umurunda değildi diye düşündüğümden kendi aldığım kararı kendimce pekiştirdim, ikna oldum.
Sonuç olarak sevenleri, artık Nuri'ye sadece gerçek hayatta ulaşabilecekler, kurmaca dünyadaki Nuri için ise yapacak bir şey kalmadı.
Bu bir itiraftır.
Saygılarımla

10 Şubat 2011

Gerçekler...

Kısa bir süre önce bu blog yazarlığı işine soyunmayı aklıma koyduğum sırada, burada asla kurmaca bir şeyler yazmama kararım vardı. Nedense blogun kurmaca için uygun bir yer olmadığını düşünüyordum, hâlâ da düşünüyorum.

Son bir kaç aydır içinde bulunduğum iş hengamesi beni herhangi bir şey yazmaktan gitgide alıkoymaya başladı. Blog bir yanda bekliyor, diğer yanda yazılmayı bekleyen bir kitap var, bir başka yanda twitter/facebook vs bin bir mecrada her gün tükenmez üretkenlikleriyle insanlar bir şeyler yazıyor ve paylaşıyor...Ben bekleşip duruyorum. Beklediğim de bir şey yok aslında. Hiçbir zaman kendini aşmaya çalışan, kendiyle mücadelesi olan insanlardan olamadığımdan, "demek buymuş, ne yapalım, geride en azından 4 kitap var, bu da kârdır" mantığıyla durumu idare ediyorum. Ediyorum etmesine ama bugün ne olduysa, artık ben de üretken bir kişilik özelliği geliştirmeye karar verdim, en azından bugünlük. O nedenle blog yazılarımın arasına kurmaca bir şeyler de sıkıştırma kararımı burada, siz takipçilerin huzurunda açıklıyorum.

Lafı fazla gevelemeyeyim ağzımda, tüm bu laf kalabalığı şu cümleyi burada yazma isteğimden ortaya çıktı aslında, sırf bu yüzden yani, başka bir nedeni yok. Kimseye gizli bir mesaj da vermiyorum. Sadece şu cümleyi bir blog sayfasında görmenin keyfini yaşamak istedim:

"Bugüne kadar yazdığım herşey yalandı, tek kelimesine bile inanma!"

13 Kasım 2010

kurnaz blogcunun rehberi - 1

Bir başka bayram tatili ve yine İstanbul'dayım. Okunacak kitapların listesi hazır, koşarak ya da bisikletle katedilecek kilometreler hesaplandı, avare tatil günleriyle ilgili planlar yapıldı. Bakalım ne kadarını gerçekleşetireceğim bu defa.
Neyse bu blog yazısının amacı bunlardan bahsetmek değil. Hemen sadede geleyim:
2009 yılında altKitap'ta yayımlanan k a r e adlı öykü/illüstrasyon kitabını blogu takip eden bir avuç sadık okur/takipçi/ziyaretçi zaten biliyordur diye tahmin ediyorum. k a r e, sadece elektronik ortamda yayımlanan, kısa öykülerden oluşan bir kitap. Her öykü için, yanda da gördüğünüz taddaki illüstrasyonları Tuğçe Tosun çizdi. Barış Kıran kitabın genel tasarımını yaptı.
Ben de sağda solda gördüğüm tecrübeli blogculardan öğrendiğim bir numarayı burada affınıza sığınarak çekmek istedim: Evet, sosyal ağları reklama ve pazarlamaya alet ediyorum. Bunu açık ve seçik olarak yapıyorum.

İşte benim "kurnaz blogcunun rehberi -1" adlı yazım burada sona eriyor.
Herkese iyi tatiller.

11 Ekim 2010

Edgar Allan Poe

tales

Alan Parsons Project'in "Tales of Mystery&Imagination: Edgar Allan Poe" adını taşıyan konsept albümünü ortaokul yıllarında dinlemiştim ilk defa. Yani Poe'nun edebiyatıyla tanışmadan önce, bu edebiyatın müzikle olan etkileşimiyle karşılaşmıştım. 1987 yılına kadar, sanırım sadece Kızıl Ölümün Maskesi'ni, o da resimli bir versiyonuydu, okumuştum. O günden hatırladığım tüyler ürpertici bir dehşet hikâyesiydi sadece.

Albümdeki şarkılara adını veren öyküleri okumam ise daha sonra gerçekleşti. Daha sonra okumaya başladığım öyküleri ve sonunda bir edebiyat kuramcısı olarak öykü türüne yaptığı katkılarla Poe benim için farklı bir yaratıcı insan konumunu aldı. Bir çok yerde "korku/dedektif" öyküleri yazarı olarak nitelendirilen Poe aslında bu ifadelerle sınırlandırılamayacak kadar değişik/farklı/çok yönlü bir edebiyatçı. Bir çok öyküsünde, kurmaca ve gerçeklik arasındaki geçişkenlik üzerine durması, ölüm ve yaşam arasında gidip gelen karakterleri bir tesadüften ibaret değil. Metinlerinde, kurguda "etki birliği"nin defalarca altını çizen Poe, bu birliğe ulaşmak için kurduğu dünyalarda ele aldığı konuları son derece bilinçli ve titiz bir biçimde işler. Edebiyatın, kurgunun neredeyse matematiksel bir yapı ihtiva ettiğini iddia ederek (ve aslında bunu kuramsal metinlerinde ortaya koyarak) edebiyatın üzerindeki mistik/büyülü havayı aralar. Üzerine söylenecek yazılabilecek çok şey var aslında, ve sanırım burada başka Poe yazılarına yer verme şansım olacak.

Bu arada, uzun bir süredir tüm öykülerine sadece İthaki Yayınları'ndan okuyabildiğimiz Poe, Dost Yayınevi'nden, Hasan Fehmi Nemli'nin çevirisiyle türkçede.