7pf2p etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7pf2p etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2011

Çeşitli duyurular...

Öncelikle burası bir duyuru panosu değil, farkındayım. Diğer yandan tüm internetin bir duyuru panosu olduğu varsayımından yola çıkarak, internet okurları da bu tip durumları yadırgamıyor sanırım.

Önümüzdeki haftalarda bir kaç etkinlik var, paylaşmak istedim:
- Kukla Festivali şehrimizde, detaylar burada. Bu etkinlikle hiçbir ilgim yoktur, şiddetle tavsiye etmek dışında.
- Benim de "müzikçi" kadrosunda görev aldığım "Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi" 7 Mayıs'ta Kumbaracı50'de. Kumbaracı50 burada. Oyun Cumartesi 20:30'da.
- Benim de davulcu kadrosunda görev aldığım 7 Pink Floydlar ve 2 Prenses Konseri 13 Mayıs gecesi Hayal Bistro'da. Konsere gelenler genelde davulcuyu göremezler, hatta bir arkadaşım bizim konserimizin arasında "grup iyi çalıyor değil mi?" diye bana sormuştu. "Davulda ben varım, bu grup bizim grup" dediğimde suratıma garip garip bakmıştı. Evet arkadaşım, bu da ispatı işte, ender bulunabilen davul-başı fotoğraflarından biri, internet deryasında kaydı bulunsun. (foto için Cihat'a teşekkürler)
1 Nisan 2011 Babylon, İstanbul

4 Ocak 2011

yeni yıl açılımları

İnsan, ister istemez, saçma olduğunu bilse de, yeni yıl düşüncelerine dalıyor (en azından benim için böyle bu). Bir bakıyorum bazı kararlar almışım, o kararları illa yılın son gününde almam gerekiyormuş gibi... İşin garip kısmı, iki gündür bazılarını uyguluyorum da. Garip! Nereye kadar gideceğini merak ediyorum doğrusu.
Size de (en azından zaman zaman) aynı şey oluyor mu? (Dikkat, belirsiz kitlelere seslenen blog yazarının sesidir!)

Bu arada: 7pf2p Konseri 6 Ocak gecesi Babylon'da! Gelenlerle görüşmek üzere.

30 Aralık 2010

Herkese tüm sevdikleriyle birlikte, mutlu, huzurlu ve sağlıklı zamanlar...

Evet, bu da bir yeni yıl kutlaması özünde. Yeni yıl dediğimiz şey, insanın kurduğu, aslında döngüsel doğa olaylarının sonucu olan bir sınıflandırma. Neyse, ağır konular hakkında yazmadığımı bu blogun sadık takipçileri biliyorlar.
Şu anki "ben"i en iyi ifade eden bir yıl sonu görseliyle...
Bu arada yeni yılın ilk konseri 6 Ocak gecesi Babylon'da... Gelenlerle görüşmek üzere.

16 Aralık 2010

7 Pink Floydlar ve 2 Prenses'ten yeni ses...

Evet, yine bir konser duyurum var. 24 Aralık Cuma gecesi Bronx-Pi Sahne'deyiz. Sahne saatimiz 23:00 civarları olur diye tahmin ediyorum. Gelenlerle orada görüşürüz.

Neyse... Bu yazının ana amacı bu duyuruyu yapmak değil. Belki bilenler vardır, 7pf2p olarak provalarımızı Çağlayan'daki stüdyomuzda yapıyoruz (daha önce bu sayfalarda (sayfa?) sırrımızı açıklamıştım, takipçiler hatırlayacaktır). Her yerde "Çağlayan'daki stüdyo..." falan diyoruz ama tabii stüdyo deyince akla ne geliyor bilmiyorum. Bu nedenle son provada bir iki fotoğraf çekeyim dedim.

İşte bizim stüdyo dediğimiz ve haftanın iki günü kendimizi kapattığımız yer, fotoğraftaki gibi bir yer çoğunlukla (Aslında çoğunlukla görüntüdekinden daha dağınık ve kirli). Kışları soğuk mu soğuk yazları ılık ve sıcak, duvarları çakma izolasyon malzemeleri ve 25 yıl önce odamın duvarlarında görmeye alıştığım posterleri taşıyan bir yer (her gelişimizde gürültüyle kaldırıp indirdiğimiz, kirli demir kepenkleri olan bir Çağlayan dükkânı ). Bundan bize ne diyenler olabilir. Doğrudur. Ben sadece bunları söylemek/yazmak istedim.
çeşitli afacanlıktaki grup insanları, yeni bir şarkının peşinde.
bu da, abimin Anlatya'dayken aldığı sonra da bana bıraktığı davul seti

5 Kasım 2010

... bu arada konser var!

Evet, harala gürele de konser haberini atladım. Bu akşam İstanbul'da, Hayal Kahvesi Bistro'da "7 Pink Floydlar ve 2 Prenses" konseri var. Sahne saati 22:00. Bizden sonra da "Meat the Beetles" çıkacak. Güzel bir gece olacağa benziyor.
Yeni mekân, yeni şans!
Gelenlerle görüşmek üzere.

26 Ekim 2010

sahne halleri -2

Galiba sahne halleri ikinci defa blogda yer alıyor.

Geçen çarşamba BronxPi Sahne'de 7pf2p konseri vardı. Blogu takip eden kalabalık kitlenin dikkatinden kaçmamıştır :) Gelemeyenler için kısaca bahsetmek gerekirse konser beklediğimden iyi geçti. Hafta ortası olmasına karşın enerjik ve kalabalık bir dinleyici vardı, eksik olmasınlar.

Mesele bu değil elbette. Bizim tarafta bazı endişeler vardı. 7 Pink Floydlar'ın genç üyesi Taha'yı (bak hâlâ gençsin Tahamastik) doktora için ABD'ye yolladıktan sonra 6pf2p olarak vereceğimiz ilk konserdi. Taha'nın gitarlarının önemli bir kısmını Tolga, kalanı Barış yüklenmişti. Vokal tarafında da özellikle Dark Side Of The Moon'da benim söylediğim şarkılar vardı. Nil İpek'in artık İzmir'de yaşıyor oluşu, konser günü doğrudan sound-check'e yetişmesi, beraber hiç prova yapma şansımızın olmayışı vs vs...

Tabii hepsi biraz bahane. "Sonuçta sahneye çıkıyorsun, bir şekilde çalıyorsun..." diyor insan kendi kendine, ama öyle de olmuyor. Bir yandan da oldukça yoğun geçen üç haftanın sonunda konseri nasıl tamamlayacağını da düşünüp duruyor. Çelişkili haller yani.

Neyse, bu da mesele değil. Esas mesele sahneye her zamanki gibi gruptan beş dakika kadar önce çıkıp yerimi aldığımda, her şeyin yine garip bir şekilde yok olup gitmesinde. Ne yorgunluk, ne iş yerinde ertesi sabah 8'de beni bekleyen sorunlar ne de yukarıda az önce bahsettiğim bahaneler. Sonrasında çalmaya başladığımızda (Shine On'la başladık bu konsere) bambaşka bir alem, bir öyküyü bitirme (ama gerçekten bitirme) anında kendimi içinde bulabileceği türden bir alem.

Gerçekten garip haller bu sahne halleri.

13 Ekim 2010

başarının sırrı

Madem web sitesinden bloga döndüm, hakkını da vermek lazım. Etrafa baktım, 2 çeşit blog yazarı var: İlk grup ağır takılan abiler/ablalardan oluşuyor. Ciddi konulardan söz ediliyor, kişisel detay verilmiyor, düzeyli fikirler çarpışıyor bu blog şahısları. Diğer taraftaysa kişiselin dibine kadar inen metinler/fotoğraflar/videolar paylaşılıyor. Özel hayatları ortasında yer alıyoruz. Gece uzun far yemiş kediler gibi bakakalıyoruz.

Ben de tabii ki bu işe geç dalan birisi olarak ortaya karışık bir yol izlemek durumundayım. Yani kendime ait bir "blog personam" yok. Bazen ciddi, bazen değil... Ortaya karışık!

Bu kapsamda ilk blog yazımı paylaşmak istiyorum dünyayla ve konu olarak da kendime "7pf2p'nin başarısının ardındaki güç" meselesini belirledim.

Ortada  bir başarı var mı bilemiyorum, 4 yıldır İzmir, Ankara ve İstanbul'da farklı mekanlarda konserler veriyoruz. Severek yaptığımız bir iş, yoksa 4 yıl, haftada 2 gün Çağlayan'da bir depoya kapanıp müzik yapmak, bunu disiplinli bir şekilde sürdürmek pek kolay değil. Evet, haftanın iki günü, Çağlayan'daki depo/stüdyomuzda prova yapıyoruz. Peki bunun başarıyla ne ilgisi var, çok ilgisi var:

Açıklıyorum!

7pf2p'nin başarısının arkasında Fasulistan yatıyor. Yani Çağlayan'ın kurufasulye cumhuriyeti. Evet! İşte bu da bir fasulistan fasulyesi fotoğrafı ve onu taçlandıran bol yağlı pilav (üzerinde 3 adet fasulye tanesiyle...)
Lezzetli, sıcak, her daim kaliteli... Buyrun, başarımızın sırrını da açıkladık.

20 Ekim'de konserde görüşmek üzere.

12 Ekim 2010

7pf2p 20 Ekim'de BronxPi Sahne'de


20 Ekim Çarşamba, BronxPi Sahne: 22:30
Uzun bir aradan sonra 7pf2p yeniden sahnede...

Taha'nın PhD için Nashville yollarını tutmasının ardından vereceğimiz ilk konserde yeni görev dağılımıyla sahnedeyiz.



Tüm Pink Floyd severleri bekleriz.

10 Ekim 2010

Antalya'dan Ankara'ya...



f: Gülben Abla, ben, Selçuk "Mengene" Koçum. Yarışın ilk kilometreleri

Önce Antalya Maratonu'nda 21 km koşu ardından Ankara Dib Sahne'de konser! Yorucu bir hafta geride kaldı ve etkileri yeni yeni ortaya çıkıyor.

7 Mart 2010 günü Antalya Maratonu'nda 170 Adım Adım Koşucusuyla beraber koştuk. Bu yıl, ilköğrenim çapındaki çocukların TEGV'in Mardin Midyat'taki Öğrenim Birimi'nden bir yıl boyunca ücretsiz olarak yararlanabilmelerine destek olmak amacıyla koştum. 21 km'lik yarı maraton yarışını rahat bir tempoda 1:59:53'lük dereceyle tamamladım. Antalya'nın öğle sıcağına rağmen güzel bir koşu oldu. Bugün itibariyle 50'ye yakın bağışçıdan 8.000 TL civarında kaynağın TEGV'e aktarılmasına aracılık etmiş oldum. Tüm Adım Adım koşucularıyla birlikte Türkiye'de yeni bir rekorun da sahibi olduk. Bu yıl 3 Sivil Toplum Kuruluşu için toplam 200.000 TL'ye yakın bağış topladık. Antalya Maratonu'yla birlikte Adım Adım Oluşumu'nun (www.adimadim.org) son 3 yılda STKlara aktardığı kaynak 650.000 TL'yi aştı. Bu rakam, Adım Adım'ı kurarken hayal ettiğimiz bir rakamdı ve buna ulaştığımız için çok mutluyuz. Bizimle birlikte bu oluşuma inanan koşuculara ve bağışçılara çok çok teşekkürler.

Maraton sonrası, yorgunluğu atamadan haftasonu tekrar yollara düştüm. 7pf2p konseri için Ankara yolu her zamanki gibi eğlenceli geçti. Bu kez Bolu Dağı'na tırmanarak şahane yemekler yeme şansına sahip olduk. Yolculuğa sabahın erken saatlerinde başladık ve Ankara'ya daha önceki yolculuklara göre kısa sürede vardık. İstanbul'da unuttuğumuzu fark ettiğimiz klavye krizi dışında her şey yolunda gitti ve ses mühendisimiz Görkem sayesinde daha önce elde edemediğimiz kalitede bir ses elde ettik. Kısacası konser öncesi ve sırasında keyifler yerindeydi. Gece yarısı 12'de çıktığımız sahneden indiğimizde saat 03:45'i gösteriyordu. Tabii ki geleneksel olarak mekân kapanana kadar orada kaldık ve yine her konser sonrası olduğu gibi "Purple Rain"i bağırarak söyledik. Gecenin sürprizi ise otelimizin hemen yanındaki börekçide sabah 05:30 sıralarında yediğimiz böreklerin yanında gelen sıcak, ballı süt oldu.



Sonuçta Antalya'nın yorgunluğunu bağış kampanyasından gelen güzel haberler alırken Ankara konserinin yorgunluğunu da keyifli bir konser ve sonrasındaki lezzetli yemekler aldı. Bir sonraki konseri sabırsızlıkla bekliyoruz. Bakalım neler olacak!